Buradasınız :
Türkçe
English
Pazartesi, 18.12.2017
Hızlı Bağlantılar




29.04.17 | 00:42 | Zaman: 233 Gün

ERMENİ MESELESİ ÜZERİNE NOTLAR-II

 

Propaganda Üzerine …

Deniz YÜCE*

Propaganda, cebir ve tazyikten başka vasıtalarla, (başlıca semboller, vecizeler ve kıymetlerle) ihtilaflı meseleler karşısında muayyen bir kitlenin görüşünde ve gidişinde arzu edilen bir değişikliği yapmaya çalışmaktır. (₁)

Bu amaçla Ermeni iddialarını destekleyen bir “mavi kitap” hazırlanmıştır. Bu kitabın hazırlanmasının iki amacı vardır. Birincisi, Ermeniler için Amerika’dan yardım toplamaktır. İkinci amacı ise ABD’yi Avrupa savaşına sokmaktır. Kitap, 150 belgeden oluşuyor. Ancak bu belgelerden 70 tanesi Amerikalı misyonerlere, 50 tanesi de Taşnak komitacılarına aittir.(₂)

Kitabın yazarı Arnold Toynbee, hatıralarında bu kitap için: “Hükümetin propaganda için hazırlattığını bilseydik yapmazdık” (₃) diyor.

Amerikalı tarihçi Justin Mc Carthy yorumu ise şöyle: “Propaganda malzemesi olarak yazılan kitaplardaki belgeler tamamen sahte ve düzmece. Mavi Kitap'ta olayları anlatanların dörtte birinin kimliği bilinmiyor. Kitapta belge diye sunulanlar Taşnak gazetelerinden yapılan alıntılardır. Bunlar büyük yalanlar değil, aptalca yalanlardır.” (₄)

TBMM’de ise AKP ve CHP’nin İngiltere Avam ve Lordlar Kamaraları üyelerine gönderilmek üzere bir hazırladıkları mektup milletvekillerinin imzasına açıldı. Mektupta dikkat çeken önemli itirazlardan birisi ise şöyle: “Savaş Propaganda Bürosu uzmanları, kitabın hazırlanmasında, tanıklık yaptıkları olaylar hakkında kişisel bilgileri olmayan birçok sahte görgü tanığının ifadesini kullanmışlardır. İfadelerine yer verilen görgü tanıklarının söylediklerini yabancı misyonların ve askeri görevlilerin ifadelerinden yararlanılmak suretiyle doğrulanma yoluna gidilmemiştir.” (₅)

 

Konuyu biraz açalım..

Menşevik Gürcistanı’nın Toprak Bakan Yardımcısı Karibi; Türkler ve Kürtlerin Rumlara saldırmazken neden Ermenilere saldırdığı konusunda ‘Türkiye’deki Rumların tarafsız kalıp savaşa katılmadıklarını’ belirtmiş ve devamında şunları ifade etmiştir: “Türkiye’nin yerine Hıristiyan Rusya’yı veya yüksek kültüre sahip Almanya’yı koyun. Eğer Rus Lehleri Avrupa’da yaşayan bütün Lehleri bir devlet örgütünde birleştirmek adına Avusturya Lehlerine katılsaydı ve bağlı bulundukları Rusya’ya karşı savaşsaydı Rusya ne yapardı? Eğer Alsace – Lorraine’deki Fransızlar, Almanya’ya karşı savaş için gönüllü birlikler oluştursalardı Almanlar ne yapardı? Doğal olarak bu iki uygar Hıristiyan devlet de Türkiye Ermenilere ne yaptıysa onu yapardı (…) İngilizler, düşmana katılmayı düşünmeye, sadece geçmişteki bağımsızlığını tekrar talep eden İrlanda’yı bile daha dün ateş ve kanla dize getirdiler.”(₆)

Doğubilimi uzmanı M. V. Pavloviç’in düşüncesi ise şu şekilde: “Bu dönemde Taşnak basını, önlerinde duran Türkiye’nin paylaşımıyla ilgili açıktan yayın yapıyordu, Ermeni hükümeti ise, Abdülhamit’i ve II. Nikolay’ı bile imrendirecek katliamlar yaparak, Ermenistan’daki Müslüman nüfusu gaddarca takibat altında tutuyordu. Kilikya’da Fransız ordularında faaliyet yürüten Ermeni gönüllü birlikleri, bu bölgedeki Müslüman nüfusa karşı kırımlar örgütledi. Fransız komutanlığı, Türk kitlelerinin şiddetli nefretini Fransa üzerinden başka tarafa çekmek amacıyla, her tür baskı yöntemi uygulaması için, bilinçli olarak Ermeni gönüllü birliklerini görevlendirdi (…) Taşnakların Ermenistan’da 200’den fazla Müslüman köyünü yakıp yıktıkları biliniyor.” (₇)

 

     Ermenileri bunları yapmaya iten şey “Osmanlı’nın ayrım yapması” değil.

Bu konuda Ermeni Devlet Adamı B. A. Boryan şunları söylüyor: “Sömürücüler için milli ayrım yok, Osmanlı İmparatorluğu’nun hakim sınıflarının ekonomik sömürüsü ve Türk hükümetinin hukuk kurallarına göre, köylü nüfusa eşit muamele yapıyor. Türk hükümeti ister Ermeni, ister Süryani, ister Kürt ya da Türk olsun, ayrım yapmayarak, hakim sınıfların çıkarlarını koruyor.”(₈)

Karibi ise Ermenilerin amacını şu şekilde açıklıyor:“Taşnaksutyun’un nu gayreti halk tarafından; ileride özerk bir Ermenistan kurulabilmesine zemin hazırlamak amacıyla, sadece Ermenilerin yaşadığı kesintisiz bir toprak parçası oluşturma gayreti olarak açıklanmaktaydı.”(₉)

Ayaklanmaları bastırma konusunda kullanılan araçlar ve yöntemler zaman zaman tartışma konusu olmuştur. Benzer durum Ermeni meselesi konusunda da vardır ancak B. A. Boryan’ın şu söylemi önemlidir: “Ermenilerin ayaklanması, onların tarihi ve hukuki hakkıdır. Eğer devlet, halk ayaklanmasını sert bir şekilde eziyor ve ayaklananları bastırıyorsa, bu da onun tarihi ve hukuki hakkıdır.” (₁₀)

 

     Yani, amaç aracı haklı kılmıştır. Öne çıkan nokta ayaklanmanın bastırılmış olmasıdır.

 

KAYNAKÇA                                           

(₁) Niyazi Berkes / Propaganda Nedir?, sf.6

(₂) Bilal N. Şimşir Ermeni Meselesi, sf.30-31-32

(₃) http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2005/03/19/615797.asp (Son giriş: 19.04.2017)

(₄) http://www.cumhuriyetarsivi.com/katalog/192/sayfa/2005/3/25/7.xhtml (Son giriş: 19.04.2017)

(₅) age, Bilal N. Şimşir, sf.44

(₆) Mehmet Perinçek / 150 Belgede Ermeni Meselesi – Belge 16, sf.74

(₇) “Kızıl Kitap” Güneybatı Kafkas’ta Taşnak Mezalimi, sf.17

(₈) Ermeni Devlet Adamı B. A. Boryan’ın Gözüyle Türk – Ermeni Çatışması, sf.26

(₉) Karibi / Gürcü Devleti’nin Kırmızı Kitap’ı, sf.47

(₁₀) Ermeni Devlet Adamı B. A. Boryan’ın Gözüyle Türk – Ermeni Çatışması, sf.62


* Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrasya Araştırmaları Yüksek Lisans Programı.