Buradasınız :
Türkçe
English
Çarşamba, 14.11.2018
Hızlı Bağlantılar




28.10.09 | 10:19 | Zaman: 9 Yıl

Aylık Strateji Toplantısı 9

Kategori: Aylık Strateji Toplantıları

 

KARASAM'ın 9. Aylık Strateji Toplantısı, 22 Ekim 2009 tarihinde, Güre Yerleşkesi Karadeniz Seminer Salonu’nda yapılmıştır. “Ukrayna ve Turuncu Devrimin Güncel Durumu” başlıklı ana sunuş, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Doktora eğitimini sürdürmekte olan, Anastasiya Stelmakh tarafından takdim edilmiştir.

Anastasiya Stelmakh, Aralık 2004’ün öncesi ve sonrasıyla turuncu devrimin Ukrayna’nın iç siyasetindeki yansımalarına odaklanan sunuşunu gerçekleştirmiştir. Bu sunuşa ve takip eden soru-cevap bölümüne ilişkin bazı önemli hususlar aşağıdadır.

Ukrayna Turuncu Devrimi

Aralık 2004’te Ukrayna’da meydana gelen gelişmeler, Ukrayna’nın yakın dönem siyasi tarihinde çok önemli bir aşama olarak kaydedilmiştir. Turuncu Devrim’e giden yolda, Leonid Kuchma’nın bazı demokratik olmayan faaliyetleri ile birtakım yolsuzluklar, Ukrayna vatandaşlarının, sokaklara çıkarak yönetimi protesto etmelerini beraberinde getirmiştir. Turuncu Devrim olarak bilinen bu gösteriler, Victor Yushchenko’nun Cumhurbaşkanı olmasına kadar devam etmiştir ve hemen ardındaki süreçte, Ukrayna’nın Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyeliği gibi perspektifler söz konusu olmuştur.

Turuncu Devrim sürecinde, Ukrayna’nın bölünmüşlüğü meselesi gibi, bazı tarihi gerçekler etkili olmuştur. Örneğin;

20. yüzyıl başında Ukrayna, merkezi, güney ve doğu Ukrayna olmak üzere bölünmüş bir yapı görünümüne sahipti. (Batı Volhynia, Rus İmparatorluğu’nun; Galiçya ve Transkarpatya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun ve Kuzey Bukovina, Romanya’nın egemenliği altındaydı.) 1918 -1920’li yıllarda, Ukrayna milliyetçiliğinin temeli olan hareketler meydana geldi ve Ukrayna yeniden bir bölünme sürecine girdi. Ukrayna’nın büyük bir kısmı Rus kontrolünde olduğu için, bu ülke, Ukraynalılaşma meselesi, yerelleşme sorunu ve Ruslaşma sorunları gibi, çeşitli politikalarla yüz yüze kalmıştır.

as9_1.jpg

Ruslaşma meselesi bir asimilasyon politikasına dönüşerek, çoğu Ukraynalının kendisini Rus gibi hissetmesini beraberinde getirmiştir. Ukrayna’nın bir bölümü de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun altında kalmıştır ve Rusya’nın izlediği politikalardan farklı bir politika izlenmiştir. Böylece ülkenin Rus etkisi altında olan tarafında ayrı bir süreç yaşanırken, Avusturya-Macaristan etkisi altında olan bölgelerde ayrı bir süreç yaşanmıştır.

Bütün bunlar ise, aslında Ukrayna kimliğinin oluşmasına katkıda bulunan hususlardır. Bunun yanı sıra, Turuncu Devrim sürecinde gerçekleştirilen kampanyalarda, bu tarihi bölünmüşlüğün izdüşümleri mevcuttur.

Sovyetler Birliği’nin Çöküşünden Kuchma Rejimi Krizine

Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra Leonid Kuchma, eski Sovyet yönetiminin simaları olarak iş başına gelmişlerdir. Kuchma, bir tür “yumuşak otoriteryanizm” yönetimi uygulamaktaydı. Buna, yolsuzluk, medyanın bastırılması ve sivil toplumun zayıflatılması örnek olarak gösterilebilir. Fakat 2000 yılında, Kuchma’nın ekibinde olan Viktor Yushchenko’nun Başbakan olması ile birlikte, özellikle ekonomi alanındaki yükselmeler gibi, bazı şeyler değişmeye başlamıştır. Özellikle kapsamlı reform programları, özelleştirilmenin teşvik edilmesi, düşük enflasyon hedeflemesi, bütçenin dengelenmesi ve özellikle enerji sektöründe, yolsuzlukları önlemedeki adımlarla, Yushchenko’nun %35’lik bir halk desteği ortaya çıkmıştır. Bu olaylardan sonra Kuchma Yushchenko’yu Başbakanlık görevinden aldı ve Yushchenko da otomatik olarak bir muhalefet liderine dönüştü.

Yushchenko İktidarı Öncesindeki Siyasi Sistem

Komünist Parti (CPU): Sistemin en önemli partisi olarak kabul ediliyor. Fakat bir tür değişime uğratılarak, Sovyetler Birliği zamanından farklı, yeni bir parti haline getirilmiştir. 150.000 kadar üyesi bulunmaktadır.

Sosyalist Parti (SPU): Başkanı Oleksandr Moroz. Sosyalist Enternasyonel üyesidir ve 100.000 kadar üyesi bulunmaktadır.

Ulusal Demokratik Parti (Rukh): Milliyetçi perspektiften hareket eder. Ukrayna’nın birliğini sağlama taraftarıdır.

as9_2.jpg

Temmuz 2001’de ortaya çıkan  “Bizim Ukrayna” bloğu, Ulusal Demokratik Parti ve Liberal Partileri bir araya getirmiştir. Böylece ilk defa girilen 2002 seçimlerinde, 450 sandalyeli parlamentoda Yushchenko, 112 sandalyeyi elde ederek çok önemi bir başarı elde etmiştir. Aynı seçimlerde mevcut Cumhurbaşkanının partisi ise 104 sandalyeyi elde edebilmiştir.

Devlet başkanlığı seçimlerine gelindiğinde, farklı taraflardan iki aday ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlar; Viktor Yushchenko ve Viktor Yanukovych.

Adaylar ve Destekçileri

Stelmakh, seçim kampanyası başladığında Leonid Kuchma’nın tahmin ettiği gibi, Ukrayna tarihinin en kirli kampanyası olduğunu belirtmiştir.

Stelmakh, gerçekten kirli bir kampanya olan turuncu devrimin radikal bir milliyetçi olan Yuşçenko tarafından başlatıldığını, ki bu durumun Rusça konuşan nüfusu ezmek olarak düşünüldüğünü, Yanukoviç’in ise iyi bir kamu görevlisi ve Rusya için büyük bir arkadaş olarak tasvir edildiğini, Rus yetkililerin Yanukoviç’in kampanyasını desteklediğini, başkan Putin’in, 1 Ocak 2005 den itibaren, Ukrayna’nın 800 milyon dolarlık gaz borcunun yeniden yapılandırılması ve fiyatının arttırılması kararını öngördüğünü, ayrıca, ilk tur oylamasından beş gün önce, Putin’in Yanukoviç’e verdiği desteği göstermek için Kiev’e bir ziyaret yaptığını, belirtmiştir.

as9_3.jpg

Stelmakh, Yuşçenko kampanyasının da finanse edildiğini, fakat metod ve meblağ bakımından Yanukoviç’in kampanyasından farklı olduğunu belirtmiştir. Stelmakh, bu desteğin batılı sivil toplum örgütleri aracılığı ile Ukrayna’daki gençlik örgütlerine aktarıldığını da belirtmiştir. PORA gençlik örgütünün buna örnek olarak gösterilebileceğini belirtmiştir.

Stelmakh, Rusya’nın önde gelen gazetecilerinden Sergey Dorenko’nun, Amerika’nın katılımına dair kuşkularını dile getirerek gösteriler sırasında her iki gün için katılımcılara 1 dolar verildiği ve bunun günlük maliyetinin 500 bin dolar olduğunu ifade etmiştir. Bu da toplamda turuncu devrim sırasında 1.8 ila 2.9 milyon dolar arasında paranın harcandığını göstermektedir.

2004 Seçimleri

Stelmakh, gösterilerin nedeni olarak, ilk turda merkezi seçim komisyonunun önce Yuşçenko’yu daha sonra da Yanukoviç’i (%49-%46) kazanan ilan etmesini görmektedir.

1 Aralık’ta, Parlamento, Yanukoviç’in hükümetini onaylamamış ve tekrar seçimlere gidilmiştir. 26 Aralık’taki seçimlerde de Yuşçenko %52 ye %44 oy oranı ile seçimlerden galip çıkmıştır. 

Stelmakh, Ocak 2005’te Yuşçenko’nun koalisyonu oluşturduğunu, Timoşenko’nun Eylül 2005’e kadar Başbakan olarak görevde kaldığını; fakat Yuşçenko ile aralarındaki görüş ayrılığı nedeni ile yerine Eylül 2005’te Yuri Yekhanurov ‘un atandığını belirtmiştir.  

2007 seçimleri, parlamentoda iki turuncu ve iki mavi parti meydana getirmiştir (Bölgeler partisi 34,4 %, Timoşenko bloğu – 30,7%, Bizim Ukrayna – 14,15%, CPU – 5,39%).

Sonuç

Stelmakh’a göre; her ne kadar devrim tamamen saf olarak tanımlanamamasa da bu, rejimin değiştirilebileceği yolundaki umutların devrimiydi. Stelmakh, adil seçimlerde insanların yarı otoriter bir lider arayışı ve eskiyi değiştirme isteklerinin ve politik konuların ön plana çıktığını, sosyal ya da ekonomik konuların ise ikinci planda kaldığını ifade etmiştir.

Stelmakh’a göre; Devrim ilk olarak eski oligarkları göndermeyi başarmış, eski rejimin tehlikeli ortamı kalkmıştır. Ne var ki yeni rejimin yöneticileri iş ile politikayı birbirine karıştırmış ve turuncu oligarklar ortaya çıkmıştır.

Stelmakh’a göre; bir ya da iki yıl içerisinde siyasi kültürün oluşmasını beklemek gerçekçi olmaz ve her şeyin değişeceğini ummamak gerekir. Gelecek seçimler, köklü demokratik değişiklikleri beraberinde getirebilecektir; fakat 2004’te yaşananlar tekrar olmayacaktır. Gelecek 5 yıl içerisinde seçmenlerin tercihlerine göre farklı bir ülke ortaya çıkabilecektir.

as9_5.jpg

Stelmakh, Ukrayna’nın geleceğini nasıl gördüğüne ilişkin bir soruya cevap olarak, 2010 yılındaki seçimlerle ilgili beklentileri olduğunu ifade etmiştir. Stelmakh, bu seçimlerde yeni yönetimlerin ve yeni yüzlerin ortaya çıkabileceğinden bahsetmiştir.

Stelmakh, özelleştirmelerde tersine bir süreç yaşandı mı sorusuna karşılık olarak, Timoşenko’nun başbakanlığı döneminde yeniden devletleştirmelerin yaşandığını ifade etmiştir.     

KARASAM olarak, konuk konuşmacı Sayın Anastasiya STELMAKH’a ve katılımcılara teşekkür ederiz.

KATILIMCILAR

  1. Prof. Dr. Osman Metin ÖZTÜRK (Giresun Üniversitesi Rektörü)
  2. Prof. Dr. Aygün ATTAR (Giresun Üniversitesi Rektör Yardımcısı)
  3. Prof. Dr. Orhan YALÇIN (Giresun Üniversitesi Rektör Yardımcısı)
  4. Prof. Dr. Elfine SIBGATULLINA (Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü)
  5. Doç. Dr. Erdoğan ALTINKAYNAK ( Fen – Edebiyat Fakültesi)
  6. Yrd. Doç. Dr. Mehmet DURKAYA (İİBF Dekan Yardımcısı)
  7. Yrd. Doç. Dr. Yalçın SARIKAYA (KARASAM Müdürü)
  8. Yrd. Doç. Dr. İlker GÜNYELİ (Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü)
  9. Yrd. Doç. Dr. Sezai BALCI (Fen – Edebiyat Fakültesi)
  10. Yrd. Doç. Dr. Servet CEYLAN (Keşap MYO Müdürü)
  11. Yrd. Doç. Dr. Ali Ata YİĞİT (Fen – Edebiyat Fakültesi)
  12. Öğr. Gör. Hüseyin KARA (Eğitim Fakültesi)
  13. Öğr. Gör. Fatma EMİROĞLU AYDIN  (Eğitim Fakültesi)
  14. Öğr. Gör. Gül SARIKAYA (KARASAM)
  15. Öğr. Gör. Yafez KILIÇ (KARASAM)
  16. Öğr. Gör. Serdar KESGİN (KARASAM)
  17. Öğr. Gör. Fatma ÇOBAN (KARASAM)
  18. Arş. Gör. Polat KIZILDAĞ (KARASAM)
  19. Emrah DURSUN (İktisat 4. Sınıf Öğrencisi)
  20. Merve KÖKSAL (İktisat 3. Sınıf Öğrencisi)
  21. Durdane BUZKIZ (İktisat 3. Sınıf Öğrencisi)
  22. Ömür KİBAR (Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 4. Sınıf Öğrencisi)