TÜRKÇE | ENGLISH
     | ANASAYFA |   | KONUŞMACILAR |   | SEMPOZYUM PROGRAMI |   | KARASAM |        

 

 

 

 

 

II. KARADENİZ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU “KARADENİZ KOMŞULUĞU”

Strateji, Enerji, Ekonomi, Savunma ve Güvenlik Alanında İşbirliğine Dair Görüşler

16-17 Nisan 2009
Giresun/TÜRKİYE


GİRESUN

Giresun Tarihi:
Giresun, Anadolu'nun kuzeydoğusunda, yeşille mavinin kucaklaştığı Karadeniz'in inci kentlerinden birisidir. Şehir denize doğru uzanan yarımadanın üzerinde yer almaktadır. Yarımadanın karşısında Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası (Aretias), kentin bir kolyesi gibi durmaktadır. Giresun ismi şehrin eski adı olan “Kerasus” kelimesine dayanmaktadır. İsmin kaynağı hakkında iki rivayet vardır. Birincisi Kerasus'ta bol miktarda yetişen kirazdan geldiği, ikincisi ise yarımadanın denize doğru bir boynuz gibi uzanmasından dolayı eski Yunanca'da boynuz anlamına gelen “Kerastan”'dan türediğidir. Şehir Türk hakimiyeti döneminde bugünkü söylenişiyle anılmaya başlamıştır.

 

Şehrin nerede kurulduğu ve kimler tarafından iskân edildiği tartışmalıdır. Zira Ksenofos'un (M.Ö 350) ifadeleri, daha 19. yy'da şehrin nerede kurulduğu konusunda tereddütlere sebep olmuştur. Onun Trabzon'dan 3 günde Kerasus'a vardıklarını belirtmesi, Vakfıkebir körfezinde Kreşon / Kirazlık olarak bilinen yeri işaret etmiş olabileceğini göstermektedir. Coğrafyacı Strebon, Farnaika dediği şehrin; bugünkü Giresun şehrinin olduğu yerde kurulduğu üzerinde durmuştur. Romalı idareci Arrien, Farnaika'nın eski adının Kerasus olduğunu belirtmiş ve buranın Sinop'lular tarafından kurulduğunu yazmıştır. Böylece araştırmacıların M.Ö 183'te Sinop'u alan Pontus Kralı Farnakies'in Giresun'un bugün bulunduğu yarımadada Farnaika adında bir kale inşa ettiğini; bilahare buraya Kerasus dendiğin ileri sürmelerine yol açmıştır.

Kültür:
Çeşitli medeniyetlere ait tarihi zenginliği ve kültür unsurları ile dolu olan Giresun ili; tarihi açıdan olduğu kadar, kültür bakımından da ilgi çekicidir. Amazonlardan Bizans'a, Kafkas'lardan Anadolu'ya, Selçuklulardan Osmanlıya kadar dünya tarihine egemenliğini hissettirmiş olan medeniyetlerin Selçuklular'dan Osmanlı'ya, izlerini görmek her yerde mümkün değildir. Gerek Selçuklu ve Osmanlı döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde Giresun, Türk Kültür hayatına önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak ilin coğrafyasının dağlık ve oldukça dik meyilli olması ulaşımı güçleştirmiş, ulaşım yetersizliği kültürel değerlerin ülkenin diğer bölgelerinde yeterince duyulmasını engellemiştir. Yine aynı coğrafi sebepler, yerleşimi "dağınık ev" sistemine zorlamıştır. Tarımla uğraşan toplum, elverişli bulduğu araziyi tarlaya çevirmiş, evini komşusuna göre değil, tarlasına göre yerleştirmiştir. Bu durum, insanların birbirleriyle sıkı bir ilişki kurmalarını engellemiştir. Sonuçta: ilçeler hatta birbirine yakın köylerde yaşayan insanların şiveleri oldukça büyük farklılıklar göstermiştir. Şehirde yaşayan insanlar, köyleriyle devamlı ilişki içinde bulunduğundan, köylerde yaşatılan geleneklerin çoğu şehirlere de taşınmıştır. Yani şehir ve kasabalarımızda yarı şehirli, yarı köylü bir görüntü çoğunluktadır.

 

Giresun Kalesi:
Kenti ikiye bölen yarımadanın en yüksek yerindedir. Hem araç, hem de yaya yönünden ulaşımı oldukça kolaydır. Kalenin M.Ö. 2. yüzyılda Pontus Kralı 1. Farnakes tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Sur ve saray kalıntıları hala ayaktadır. Kale'nin çeşitli yerlerinde, oyulmuş taş mağaralar ve tapınak örenleri bulunmaktadır. Giresun Kalesi iç ve dış kale bölümleri olarak incelenebilir. Kente egemen tepe üzerindeki iç kalede saray kalıntısı vardır. Güney-batıdan başlayan kale duvarları kenti çevreleyerek kuzeydoğuya uzanmaktadır. Büyük kaba taşlardan örülmüş surların bir bölümü günümüze kadar gelmesine rağmen yıkık bir haldedir. Yine Neofitos'un yazdığına göre tepenin batısındaki kayalarda küçük bir at kabartması vardır. Bunun Ayios İlyos'un gömütü üzerinde bulunduğu söylenmektedir. Daha aşağıdaki kayada görülen Bizans yazısında burada küçük bir kilisenin bulunduğu bildirilmektedir. Kalenin kuzeyinde çok büyük mağara sığınakları vardır.

Giresun Adası:
Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası kıyıdan bir mil açıkta yer almaktadır. 40.000 metrekare alana sahiptir. Adada özellikle Akdeniz defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak üzere 71 tür doğal otsu ve odunsu bitki türü bulunmaktadır. Karadeniz’de Karabatak ve martıların doğal olarak ürediği Ada aynı zamanda göçmen kuşların uğrak ve dinlenme yeridir.
Bir söylenceye göre ada kentin güneydoğusunda yer alan ve görünümü bir kartal gagasını andıran Gedikkaya’dan kopan bir parçanın denize yerleşmesiyle oluşmuştur. Adada tarihle doğa iç içedir. Kalıntılardan çepeçevre surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Surların yapımındaki inşaat işçiliği Giresun Kalesiyle aynı tekniktedir. Pontus’lular dönemine ait olduğu kuvvetle ihtimaldir. Tarihi kalıntılarından iki büyük şarap fıçısı, bir mabet harabesi, tapınak yeri, ayakta kalan surlar ve gözetleme kulesi en göze çarpanlardandır. Doğu ucundaki "Hamza Taşı" antik çağlardan kalma bir dikittir. Çağlar boyunca yöre insanları için mistik güç kaynağı olmuştur.

Giresun Yaylaları:

Kümbet Yaylası:
Kümbet yaylası Giresun’;a 60 km. mesafededir. Turizm merkezi içine alınan bu yaylananın en güzel yerlerinden bir tanesi Aymaç mevkiidir. Her sene yapılan Kümbet Şenliği Aymaçta yapılmaktadır.
Kümbete Şebinkarahisar ve Dereli yolu üzerinden iki şekilde gidilmektedir.
Kümbet yaylası için de bulunan Salon Çayırı, Orman İçi Dinlenme tesisleri, yapılan doğal güzellikleriyle, yörede aktivite çeşitliği yaratmaktadır. Ayrıca Kümbet yaylası için de yeni yapılan Koçkaya Orman içi tesisleri de görülmeye değer niteliktedir.

Bektaş Yaylası:
Bektaş Yaylasına Giresun merkezden Evren köy, Erimez, Yavuzkemal üzerinden gittiğinizde Giresun’;a 56 km. uzaklıktadır. Bektaş Turizm merkezi, çevresinde bulunan Kulakkaya Yaylası, Melikli Obası Yaylası Kurttepe mevkii ve Alçakbbel Orman içi piknik alanı ile birlikte bir bütün teşkil etmektedir. Ayrıca Bektaş yaylasına Giresun; Batlama Deresi-İnişdibi, Giresun Bulancak üzerinden de gitmek mümkündür. Bektaş yaylasında 80 yataklı ve iki yıldızlı bir otel bulunmaktadır.

Kulakkaya Yaylası:
  Kulakkaya yaylası Giresun’;a 45 km. mesafede bulunan çok güzel bir yayladır.
1500 rakımın da ve ilginç doğa güzelliklerine sahip olan Kulakkaya Yaylası, Giresun’;dan eskiden beri en çok bilinen ve en çok gidilerek kalınan yaylaların başında gelir.
Kulakkaya Yaylasında yol üstünde bulunan Despot Kayası ve Suyu doğal güzellikleriyle Kulakkaya Yaylasına ayrı bir güzellik daha katmaktadır. Kulakkaya Yaylasına giderken Gelin kayası ve Erimez ayrı bir ilgi odağı olurken, Alçakbel Ormaniçi piknik alanında günübirlik dinlence,eğlence imkanı ve hemen yanında bulunan Yavuzkemal beldesinde her türlü alışveriş yapma imkanı bulunmaktadır.

 




II. Karadeniz Uluslararası Sempozyumu
"Karadeniz Komşuluğu"






Türkiye Cumhuriyeti
Giresun Üniversitesi



I.Türk Rus Ortak Karadeniz Sempozyumu